fatih's profile bizim susuşumuz mermini...PhotosBlogListsMore Tools Help

bizim susuşumuz merminin namluda duruşu gibidir

KILÇ VE SAPAN BU İKİ FATİH TEN BİRİNÇİSİ İKİNÇİSİNE DAİMA MAGLUP OLDU

fatih

Interests
Gün olur… bin giden, on erle döner
Fakat zaferle döner!
No list items have been added yet.
No list items have been added yet.

Windows Media Player

Photo 1 of 42

TÜRKLER HAKKINDA SÖYLENEN SÖZLER

Türklerle İlgili Sözler

admin, 21 Nisan 2007,
Kategori: Türklük

Türkler size dokunmadıkça siz onlara sakın dokunmayınız. HZ.
MUHAMMED

Türk milleti cihana hakim olmak için yaratılmıştır.
HACI BEKTAŞI VELİ

TÜRK MİLLETİ BÜYÜK BİR BEYDİR.
BEYLERİN AĞASI OLMAZ……..

Ülkümüz Göklerde Dalgalanan Bir Sançak
Allah’ın Huzurunda Eğiliriz Biz Ancak

Vatan ne Türkiye’dir Türklere, ne Türkistan,
Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir; TURAN…

Toprak bedenimi sarsa
Bayrak gönlümdeki yarsa
Selam Edirne’den Kars’a
Adım, adım yürüyene

Üç kıtada ayak izim
Üç kıtada dilim sözüm
Türk’üm, Türk’üm diye sazım
Avaz avaz söyleyene
Ne Mutlu Türküm Diyene
Ne Mutlu Türküm Diyene.

BAYRAGIMIZ. . .

Ey rengini kanımızdan alan bayrağımız!
Ey gecemizi aydınlatan karasevdamız!
Ey özgürlük meş’alemiz!
Varlığın, varlığımız;
Yokluğun, yokluğumuzdur!
Sen dalgalandıkça göklerde,
Göğsümüz kabarır,
Yüreğimiz enginleşir;
Boyun eğip yas tutarsan eğer!
Sarsılırız!
Yıkılırız!
Ölürüz!
Ama emin ol ki
Sana dokunan namert eli kırarız!
Seni inciten hain dili kökünden kopartırız!
Senin için bin kez ölüp bin kez diriliriz!
Çünkü biricik kutsal sevdamızsın bizim…

Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler. NAPOLEON ..

Türk Milleti’nin aşırı sabırlı olduğunu, fakat ayranı kabardığı zaman, Kağan arslan gibi önünde durulmadığını bütün tarih ve dünya bilir. NİHAL ATSIZ

************************

TÜRKLER HAKKINDA SÖYLENENLER

 

“İnsanları yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur kadının namuslu olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını şereflendiren bir meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki Türkler öldürülebilir, lâkin mağlup edilemezler” Napoleon Bonaparte - Fransız İmparatoru

“Türklerden bahsediyorum… Düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya, korkunç bir denize ve insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk; dost yanında ve silahsız düşman karşısında bir seher yelidir, berrak bir göldür. Gönül açan bu yeli yıldırma, göz kamaştıran bu gölü coşkun bir denize çevirmek tabiatı da inciten bir gaflet olur.” Tasso - İtalyan Şair

“Bütün milletler arasında en namuslu ve dostluk kurmada tereddüt edilmeyecek olan yalnızca Türklerdir. Henüz yabancı tesiri altında kalmamış olan bir köye gidecek olursanız; gerçek misafirperverliğin ne demek olduğunu orada görüp öğrenirsiniz.” William Martin

“Irk ve millet olarak Türkler, bence geniş imparatorluklar içinde yaşayan kavimlerin en asili ve başta gelenedir. Dini, sosyal ve örfi faziletleri, tarafsız kimseler için birer takdir ve hayranlık kaynağıdır.” Lamartine-Fransız Yazar, şair ve Devlet adamı.

“Poltava’da esir oluyordum. Bu benim için bir ölümdü, kurtuldum. Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi; önümde su, ardımda düşman, tepemde cehennemler püsküren güneş… Su beni boğmak, düşman beni  parçalamak, güneş beni eritmek istiyordu; yine kurtuldum. Fakat bugün esirim, Türklerin esiriyim. Demirin, ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar, esir ettiler. Yalnız ayağımda zincir yok, zindanda da değilim; istediğimi yapıyorum. Fakat bu defa da şefkatin, asaletin, nezaketin esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar alicenap, bu kadar asil, bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak, bilsen ne kadar tatlı.” Demirbaş Şarl -İsveç Kralı (Ruslardan kaçıp Osmanlıya sığınmıştır)

“Türkler ölmeyi biliyorlar, hem de iyi biliyorlar. Ben de ölmeyi bilen bir milletin yenilmeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim. Burada hiç yoktan ordular kurmak ve bu orduları ölüme sürüklemek mümkün. Bu imkânlardan bol bol faydalanıyorum. Fakat, meydana getirdiğim orduları sendeleten bir engel var: Türklerin yaşayan hatıraları! Üç-dört yüzyıl önce her kudreti ve her milleti yenen Türkler, şimdi de silinmez hatıralarıyla her teşebbüsü sendeletiyorlar. Hemen her yürekte bu korkuyu seziyorum. Demek ki yalnız Türkleri değil, onların tarihini de yenmek lazım. Bu durumda ben, Türklerin düzinelerle milleti idare etmelerindeki sırrı da anlıyorum. Onlar milletleri bir kere yeniyor fakat kazandıkları zaferleri ruhlara ve nesillere nakşedebiliyorlar.” M. Montecuccoli (Avusturyalı Komutan)

“Seceat ve cesaret bakımından Türklerden üstün; büyük hedeflere ulaşmak bakımından da onlardan dirayetli hiç bir kavim yoktur. Cenab-ı Hak onları aslan sıfatında yaratmıştır.” İbn-i Hassul

“Türk, asillerin asilidir. Yapma olmayan, gösterişi bulunmayan bu pek yüce asalet ona tabiatın hediyesidir.” Pierre Loti

“Türklerin yalnız sonsuz bir cesareti değil, iradeleri sersemleştiren bir sihirbaz zekası vardır. İşte Türk, bu zekasıyla zafer kazanır, uygarlıklar yaratır ve insanlık dünyasında en şerefli hizmeti başarır. Zaten Avrupa’nın yarısını yüzyıllarca boyunduruk altına almak başka türlü mümkün olamazdı.” Çarnayev (Rus Komutan)

“Silahlı milletin en canlı örneği Türklerdir. Bu diyar köylüsünün orak, kâtibinin kalem ve hatta kadınlarının etek tutuşunda silaha sarılmış bir pençe kıvraklığı vardır. Türk ata biner gibi oturur, keşfe yollanan asker gibi uyanık yürür.” Moltke


Türkler bir ırk ve bir millet olarak yeryüzünün en şerefli insanlarıdır.” La Martine

“Savaşın zevkini almak isteyen herkes Türklerle savaşmalıdır.” Towsend (İngiliz Komutan)

“Doğulu önderler, milletlerinin başından ayrılmayarak her hükümetin temeli olan şu iki kanunu hakkıyla yapıyorlar: iyi yola götürmek ve kötülüklerden korumak. Bu asil hareket Ruslardan fazla özellikle Türklerde göze çarpıyor.” Auguste Comte

“Türk kadınlarının en büyük süsü Türk oluşlarıdır. Onlar süslenmek için elmas veya zümrüt takınmıyorlar, belki üzerlerinde taşıdıkları o taşları süslemiş ve kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır.” Lady Mary Wortley Montagu

Türk’ün güzel yüzünü, kuvvetli endamını, pırıltılı kostümünü, zarif tavırlarını, kibar gülüşünü, aslanca kükreyişini fırçayla göstermek mümkündür. Fakat pek güç olan, Türk’ün özünü göstermektir. Bu öz, ayışığı gibi görülür fakat gösterilemez.” Decamps (fransız ressam)

“Türkler yaman binicidirler. Türkler hücumunda düşmanı bir yaprak gibi çevirip bozarlar.” Câhiz (Arap Bilgini)

“Türklerin yürekleri temizdir. Onlarda batıl fikirler, basit düşünceler yoktur.” Semame İbn-i Eşreş (Arap Bilgini)

“Türkler kahramandırlar. Dostlarına zarar vermezler. Fakat kazanç getirirler.” Comenius (Çek Bilgini)

“Türklerin biricik sevdikleri şey hak ve hakikattir. Ve hiçbir haksızlık yapmadıkları halde haksızlığa uğramışlardır.” William Pitt (İngiliz Devlet Adamı)

“Türk, Heredot’tan, Tevrat’tan çok eski yüzyılların tanıdığı bir ulustur. Sadelik içinde görkemi, sükunet içinde ihtişamı, tahakküm kabul etmeyen bir yüreklilik, alabildiğine geniş bir fetih aşkı, sonsuz bir teşebbüs kabiliyeti, bölgelere uymaktan çok bölgeleri kendine uydurma zevki ve alışkanlığı Türk milletinin asırlar dolduran tarihinde açıkça görülür.” (Ünlü Tarihçi) Hammer

“Türkler kahramandırlar, dostlarına zarar vermezler. Yüce Türk milleti tuttuğu eli bırakmaz, sözünden dönmez, iyi ve kötü günlerde dostundan ayrılmaz. Böyle bir ulusla el ele vermek yeryüzünde her zorluğu yenmek için sonsuz bir güç ve yetenek kazanmak demektir.” Comenius (Çek Bilgini)

“Türkler muhakkak ki Avrupa tarihinin ve yakın Asya tarihinin bildiği en halis efendi millettir.” Kayzerling

“Her Türk’ün bakışında silahın ruha verdiği güveni görmek mümkündür. O hayata ve olaylara güvenle bakmayı öğrenmiştir.” Molkte

Kılıcı insafsız bir beceriyle kullanan Türk’ün eli, yendiği insanların yarasını sarmakta da ustadır.” Lord Byron

“Türk korkmaz, korkutur. Bir şey isterse onu yapmadıkça vazgeçmez. Hangi işe el atarsa başarır.” Semame İbn-i Eşreş

“Türkçeyi öğrenmek benim için büyük bir mutluluk oldu. Çünkü Türk’ü anlamak için kendisiyle mutlaka tercümansız konuşmalıdır. Tercüman, ışığı örten zevksiz bir perde oluyor.” Gelland (Fransız Bilgini)

“Türk askeri cesurdur. Anavatanını sever ve onun için gerekirse çekinmeden canını feda eder.” Albert Einstein

“Artık Türklerle savaşmam. Onlar çok cesur ve iyi insanlar.” Andreas Phitiades

“Dünyada iki bilinmeyen vardır. Biri kutuplar, diğeri Türkler.” Albert Sorel

Türk toplumunda kişisel nitelik ve değer dışında hiçbir şeye önem verilmez.” Baron Büsbek

“On ulusun, on yiğit adamının gücü tek bir kimsede toplansa yine bir Türk’e bedel olmaz. Türklerin en çok konuştuğu şey savaştır, zaferdir. Eğlenceleri ise attır, silahtır. Türklerin doğrulukları ve namuslulukları ne kadar övülse yeridir.” Charles Mcfarlene

“Türk milleti ikibin yıldır profesyonel askerdir. Bütün Türklerin mesleği askerliktir.” Donaldson
“Dünyanın hangi ordusuna sorarsanız sorun, Türk askerinin karşısında düşünmenin hiç de kolay olmadığını veya olamayacağını size söyler.” Donaldson
“Türklerle dost ol ama düşman olma.” Gianni de Michelis

“Dünyada, Türklerden başka hiçbir ordu bu kadar süre ayakta duramaz.” Hamilton

Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını vermeye hazır asker yoktur.” Hamilton

“Türkler devlet yıkmakta ve devlet kurmakta birinci sınıf ustadır. Ülkeleri değil kıtaları altüst etmişler ve korkunç saldırışlar arasında sarsılması hiç de kolay olmayan egemenliklerini yaratmışlardır. Tarih Türklerden çok şey öğrendi. Onların elinden çıkma öyle eserler vardır ki uygarlık için birer süs olmaktadır.” Hammer

“Çanakkale’de başarılı olamadık. Nasıl başarılı olurduk ki? Zira Türkler yuvasına girilmiş aslanların hiddetiyle, cüret ve cesaret kahramanlığı ile savaşıyorlardı. Böyle bir millet görmedim.” Sir Julien Corbet

“Türk gibi ölüme gülerek bakan bir eri başka hiçbir ulusta bulamazsınız. Yalnız ona iyi bir komutan gerektir.” Mulman
“Toplumsal düzenin Türkler arasında kurmuş olduğu ilişkilerin hepsinde temiz yüreklilik ve iyi niyet hakimdir. Vatandaşların birbirlerine karşı borçlu oldukları işlemleri yapma ve yerine getirmeleri için başka ülkelerde olduğu gibi senetleşmeye yani yazılı belgeye ihtiyaçları yoktur. Çünkü onların övülmeye değer hallerinden biri de verdikleri söze genellikle sadık kalmaları ve karşılarındakini aldatmaktan, güveni suistimal etmekten çekinmeleridir.” Monradgea D’ohsson

“Kendi ulusuna karşı bu kadar dürüst ve cömert olan müslüman Türkler hangi mezhebe bağlı olursa olsun aynı dürüstlüğü yabancılara karşı da yapar ve yerine getirirler. Bu noktada müslümanla müslüman olmayan arasında hiçbir fark gözetmezler.” Monradgea D’ohsson

“Türk’ü anlamamak için tarihe göz yummak gerekir. Haksız saldırılar ve adi iftiralar önünde Türk’ün vakur kalışı, kuşku yok ki körlerin gerçeği, eşyayı anlamadıklarını düşündüklerinden ve körlere acıdıklarındandır. Bu soylu davranış o adi iftiralara ne açık bir cevap oluyor.” Pierre Loti

“Türk’ün ahlaki seciyesi çocukluğunda aldığı iyilik telkinleriyle değil çevrelerinde fenalık görmemek suretiyle oluşur.” Thomas Thorsten

“Türklerin ruhu yeniden parlayacak ve silah kullanmak için doğan bu kahraman milletin tarihi eski ışığını bulacaktır.” Feldmareşal von Moltke -Alman Genelkurmay Başkanı

 

Konuşulan konu ....

 

Alıntı

....

 

     

Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!.. 

...Thanks  for visiting!..

 

  

 

  

 

   

             

                              


 
  KOMANDO  

Konuşulan konu ..

 

Alıntı

..

komando 

                        Image Hosted by ImageShack.us

komando
                 
KALDIRIMLAR
Sokaktayım kimsesiz bir sokak ortasında,
Yürüyorum arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.
 
Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık.
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn-cin uykuda bir tek iki yoldaş uyanık.
Biri benim bir de serseri kaldırımlar.
 
İçimde damla damla bir korku birikiyor,
Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler,
Üstüme camlarını hep simsiyah dikiyor.
Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.
 
Kaldırımlar, çilekeş insanların annesi,
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi,
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir insandır.
 
Bana düşmez can vermek yumuşak bir kucakta.
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum...
Aman sabah olmasın bu karanlık sokakta,
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum.
 
Ben gideyim yol gitsin, ben gideyim yol gitsin,
İki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler...
Tak tak ayaksesimi aç köpekler işitsin.
Yolumun zafer takı gölgeden taş kemerler.
 
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim!
Gündüzler size kalsın verin karanlıkları.
Islak bir yorgan gibi sımsıkı bürüneyim.
Örtün üstüme örtün serin karanlıkları.
 
Uzanıverse başım taşlara boydan boya,
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya.
Ölse kaldırımların bu kara sevdalı eşi.
 
Necip Fazıl KISAKÜREK 
 komando        

 

                           Image Hosted by ImageShack.us''...çöldeki kaynak tan çakallar su içmiş...kaynağa ne?kaynak daima serin ..daima temiz !.. yaşamak yaralanmaktan korkmamaktır...''  Image Hosted by ImageShack.usbolu_komando

 

akşamın matem rengine büründüğü anlar..gökyüzünde kandiller tek tek yanmaya başlar..içimde sessiz bir çığlık...BEN BENİ BIRAKTIĞIMDA..SEN BENİ BIRAKMA YA RABB! 
Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us komandoImage Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us

           

 

Image Hosted by ImageShack.us 

''.........damlayken denizleşmek..ve an'a ebediyeti sığdırmak..kalbini bütün heyecanlara açmak..yani sınır taşlarını devirmek,çağların ve politikaların sınır taşlarını...bütün insanlığı aynı büyük aşk içinde birleştirmek.. rüzgar olmak..yağmur olmak..ışık olmak ve kucaklamak...serverlerdeyim..ruhumda vuslattan sonraki mahmurluk..bir bahar fecrinin huzuru..his dünyamda korkunç bir ihtilal..benim ihlas bahçem!.kendini Meryeme adayan bir keşiş gibi..bütün rüyalardan daha dilber..himalayanın el değmemiş karlarından daha bakir.. santa maria magdelena isa nın yaralı ayaklarını gözyaşlarıyla yıkadı..tur i sina da ki Musa nın aczi içinde..gözyaşı kadar temiz..ve bir çocuk bakışı kadar aydınlık..kelimelerden de aydınlık..tevekkül kokan..teslimiyet kokan..tabiat kadar tabii..yaratıcının kudretine kıyasla beşerin acziyeti...ve ebediyete yönelen bir ihtiras!..ebediyete ve kainata...içildikçe susanan bir kaynak..insan;inançlarını kaybedince çomarlaşıyor..dinsizlik irticaların en affedilmezi............'' Image Hosted by ImageShack.uskomandoImage Hosted by ImageShack.us


Image Hosted by ImageShack.us

     Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us

 ''....vucudum ruhumun buyruğunda olmalıdır..ruhum da mutlak aleme başını uzatmalı..ordan soluk almalı..ordan göz ve gönül almalıdır...insan boynuna zincir atan..takan..eşyadan ve öteki insanlardan,insanların tanrılaştırdığı kişi ve eşyadan..insanı ancak Allah kurtarır..yani insanı ancak Allah özgür kılar...inkar tutsaklık..inanç özgürlüktür..benim amentüm,bir nesil amentüsüdür..tek kişiye ait olmanın yanında,toplumun koro sesi gibi çoğul..çok yanlı bir yaygınlık özelliğide vardır..bir orman sesidir neslimin amentüsü..bir orkestra zenginliğiyle yüklü..anlamca ve eylemce..en soyuttan en somuta uzanır..geçmişe olan  çağrışımları yönünden bir direnişse..geleceğe yönelik yanıyla bir diriliş girişimidir....''

     Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us

  

sami-kuşadası 

  Image Hosted by ImageShack.us

 
sami-kuşadası 
 
sami-kuşadasImage Hosted by ImageShack.usı               Image Hosted by ImageShack.us YAğMUR                                    
Yağmur,seni bekleyen bir taş da ben olsaydım,
Çöl de seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Dokunduğun kücük bir  nakış da ben olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım.
Uğrun da koparılan bir baş da ben olsaydım
Bahira"dan süzülen bir yasda ben olsaydım,
Okşadiğin bir parca kumaş da ben olsaydım.
Senin icin görülen bir düş de ben olsaydım
Yer yüzünde seni bir görmüs de ben olsaydım,
Senin visaline bir gülmüş de ben olsaydım
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
Damar,damar seninle ,hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak icin kuşandiğin kılıcın
Kabzasın da bir dirhem gümüş de ben olsaydım
Image Hosted by ImageShack.usNurullah Genç

sami-kuşadası 

 

sami-kuşadası 

 İSTANBUL

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...
İstanbul,
İstanbul...
Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta şaha kalkmış Fatih`ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...
O manayı bul da bul!
İlle İstanbul`da bul!
İstanbul,
İstanbul...
Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca`da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i...
Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...
Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz, Kadıkoy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şoyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
Gecesi sünbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul…

Necip Fazıl Kısakürek

Image Hosted by ImageShack.ussami  

                 Image Hosted by ImageShack.us  

 

 

SÖYLEDIKLERINIZE DIKKAT EDIN,Image Hosted by ImageShack.us
DÜSÜNCELERINIZE DÖNÜSÜR......
 
DÜSÜNCELERINIZE DIKKAT EDIN,
DUYGULARINIZA DÖNÜSÜR......
 
DUYGULARINIZA DIKKAT EDIN,
DAVRANISLARINIZA DÖNÜSÜR......
 
DAVRANISLARINIZA DIKKAET EDIN,
ALISKANLIKLARINIZA DÖNÜSÜR.......
 
ALISKANLIKLARINIZA DIKKAT EDIN,                                                   
DEGERLERINIZE DÖNÜSÜR.......
 
DEGERLERINIZE DIKKAT EDIN,
KARAKTERINIZE DÖNÜSÜR.......
 
KARAKTERLERINIZE DIKAT EDIN,
KADERINIZE DÖNÜSÜR.........

   Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us        Image Hosted by ImageShack.us

     261ns6.gif  Ne hasta bekler sabahıImage Hosted by ImageShack.us
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar
Image Hosted by ImageShack.us
Geçti istemem gelmeni
Yokluğunda buldum seni

Bırak vehmimde gölgeni
Gelme artık neye yarar.

      NecipFazılKısakürek  

 


komando          

    BEKLEMEYİN Image Hosted by ImageShack.us

· Nazik olmak için bir gülümseme beklemeyin...
· Sevmek için sevilmeyi beklemeyin...
· Bir arkadaşın değerini anlamak için, yalnız kalmayı beklemeyin...
· Çalışmaya başlamak için en iyi işi beklemeyin...
· Biraz paylaşmak için çok olmasını beklemeyin...
· Öğütleri hatırlamak için, düşmeyi beklemeyin...
· Dua ’ya inanmak için acıları beklemeyin...
· Yardım edebilmek için zamanınız olmasını beklemeyin...
· Özür dilemek için diğerinin acı çekmesini beklemeyin...
· … ne de barışmak için ayrılığı Beklemeyin...

          Image Hosted by ImageShack.us  

 

 


                        

sami-kuşadası 

    SESSİZ GEMİ      

Image Hosted by ImageShack.us

Artık demir alma günü gelmişse zamandan,

Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil

Rıhtımda kalanlar bu seyâhatten elemli,

Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

Bîçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!

Hicranlı hayâtın ne de son mâtemidir bu!

Dünyâda sevilmiş ve seven nâfile bekler;

Bilmez ki giden sevgililer dönmiyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,

Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden. 

                                                       

   yahya kemal beyatlı

 

 

Image Hosted by ImageShack.us  

''GERÇEK BİR NEDAMETİN FAZİLETE             ÇEVİREMİYECEĞİ HİÇ BİR GÜNAH YOKTUR..'                        Image Hosted by ImageShack.uscemil meriç  

                   

      Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us Allah'a dayan,sa'ye sarıl,hikmete ram ol....

               yol varsa budur,bilmiyorum başka çıkar yol. Image Hosted by ImageShack.us                                              Image Hosted by ImageShack.us    mehmet akif ersoy

               

Konuşulan konu .

 

Alıntı

.komando

Image Hosted by ImageShack.us''...fikrin ne fahişesi oldum ne zamparası                                                   bir vicdanın bilemem kaçtır hava parası....''                                            

         Image Hosted by ImageShack.usnecip fazıl kısakürek  Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us     
  komando 

       img80/2599/selalesieda2el1ei1.gif Image Hosted by ImageShack.us ''...İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar  ya
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.
Akışta denetlenmiş, büyük, küçük, kainat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kursundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük?
Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük!..
Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal.
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan;
şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
Kehkeşanlara kaçmış eski günleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hala çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgar o sedayı: ALLAH bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.
Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!
İnsan üçbeş damla kan, ırmak üçbeş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık ALLAH yolunun!
Sen ve Ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;     Sen kıvrıl, ben gideyim, son Peygamber kılavuz!   
 
Image Hosted by ImageShack.usYol onun, varlık onun, gerisi hep angarya Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!.. 

                                                    

               Necip Fazıl KISAKÜREK                                                                                                    

                                                   Image Hosted by ImageShack.us

komando

  Image Hosted by ImageShack.us ''...ANADOLUNUN KURTULUŞ SAVAŞI RUH CEPHESİNDE HENÜZ YAPILMADI.ASYA  NIN İLK ÇAĞINDAN ARTA KALAN SEFALETİNE VARİS ÇOCUKLARI,BU TOPRAKLARDA  KURDUKLARI DEVLETİN RUHUNA SAHİPOLAMADILAR.HENÜZYERLERDE SÜRÜNEN  TÜRK-İSLAM RUHUNU TUTUPDA KALDIRACAK OLAN İRADE,HAYATIMIZDAN DAVACI  OLUNCAYA KADAR BU TOPRAĞIN İNSANI,EŞYADAN FARKSIZ BİR VARLIKTIR..DEĞERSİZDİR..İTİBAR GÖRMEZ..HÖRMET GÖRMEZ..ONUN ALLAH'TAN BİR EMANET OLDUĞU BİLİNMEZ....'' Image Hosted by ImageShack.usNURETTİN  TOPÇU

 

  DUA
Bıçak soksan gölgeme,
Sıcacık kanım damlar.
Gir de bir bak ülkeme,
Başsız başsız adamlar.
 
Ağlayın su yükselsin,
Belki kurtulur gemi.
Anne seccaden gelsin,
Bize dua et emi! 
 
NECİP FAZIL KISAKÜREK
SAMİ-KUŞADASI

Image Hosted by ImageShack.us   Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket   Image Hosted by ImageShack.us  
               Image Hosted by ImageShack.us        RUH PLANINDA BAŞDÖNDÜRÜCÜ BİR UÇURUM DERİNLİĞİ...VE KAYBEDİLMİŞ ESKİ AŞK IN ÇIĞLIĞINI KOPARACAK BİR NESİL....

necip fazıl kısakürek 

    Image Hosted by ImageShack.us

 

  KOMAMDO

          sami     

    

 

Image Hosted by ImageShack.us 
       
 

 



Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın ?
Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden....
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...
Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...
Göster : Kabaran sular nasıl yıkar bendini ?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

Bu kitaplar Fatih’tir, Selim’dir, Süleyman’dır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinan’dır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!

Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan !
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan ....

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin !
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...

Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın ?
Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

                                               Image Hosted by ImageShack.usarif nihat asyaImage Hosted by ImageShack.us 

 

   

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket 
 
 

 

....akşamın matem rengine büründüğü anlar..gökyüzünde kandiller tek tek yanmaya başlar..içimde sessiz bir çığlık...BEN BENİ BIRAKTIĞIMDA..SEN BENİ BIRAKMA YA RABB!..    Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us

ÇİLE

Gâiblerde bir ses geldi: Bu adam,

Gezdirsin boşluğu ense kökünde!

Ve uçtu tepemden birdenbire dam;

Gök devrildi, künde üstüne künde...

 

Pencereye koştum: Kızıl kıyamet!

Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!

Sonsuzluk, elinde bir mavi tulbent,

Ok çekti yukardan, üstüme avcı

 

Ateşten zehrini tattım bu okun,

Bir anda kül etti can elmasımı.

Sanki burnum, değdi burnuna (yok)un,

Kustum, öz ağzımdan kafatasımı

 

Bir bardak su gibi çalkandı dünya;

Söndü istikâmet, yıkıldı boşluk.

Al sana hakikat, al sana rüya!

İşte akıllılık, işte sarhoşluk!

 

Ensemin örsünde bir demir balyoz,

Kapandım yatağa son çare diye.

Bir kanlı şafakta, bana çil horoz,

Yepyeni bir dünya etti hediye

 

Bu nasıl bir dünya, hikâyesi zor;

Mekânı bir satıh, zamanı vehim.

Bütün bir kainat muşamba dekor,

Bütün bir insanlık yalana teslim.

 

Nesin sen, hakikat olsan da çekil!

Yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!

Otursun yerine bende her şekil;

Vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!

 

Aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın,

Benliğim bir kazan ve aklım kepçe,

Deliler köyünden bir menzil aşkın,

Her fikir içimde bir çift kelepçe.

 

Niçin küçülüyor eşya uzakta?

Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?

Zamanın raksı ne bir yuvarlakta?

Sonum varmış, onu öğrensem asıl?

 

Bir fikir ki sıcak yarada kezzap,

Bir fikir ki, beyin zarında sülük.

Selâm, selam sana haşmetli azap;

Yandıkça gelişen tılsımlı kütük.

 

Yalvardım: Gösterin bilmeceme yol!

Ey yedinci gök, esrarını aç!

Annemin duası, düş de perde ol!

Bir asâ kes bana, ihtiyar ağaç!

 

Uyku, katillerin bile çeşmesi;

Yorgan, Allahsıza kadar sığınak.

Teselli pınarı, sabır memesi;

Size şerbet, bana kum dolu çanak.

Bu mu, rüyalarda içtiğim cinnet,

Sırrını ararken patlayan gülle?

Yeşil asmalarda depreniş, şehvet;

Karınca sarayı, kupkuru kelle...

 

Akrep, nokta nokta ruhumu sokmuş,

Mevsimden mevsime girdim böylece.

Gördüm ki, ateş de, cımbız da yokmuş,

Fikir çilesinden büyük işkence.

 

Evet, her şey bende bir gizli düğüm;

Ne ölüm terleri döktüm, nelerden!

Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm,

Yetişir çektiğim mesafelerden!

 

Ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz;

Yollar bir yumaktır, uzun, dolaşık.

Her gece rüyamı yazan sihirbaz,

Tutuyor önümde bir mavi ışık.

 

Büyücü, büyücü ne bana hıncın?

Bu kükürtlü duman, nedir inimde?

Camdan keskin, kıldan ince kılıcın,

Bir zehir kıymık gibi, beynimde.

 

Lûgat, bir isim ver bana halimden;

Herkesin bildiği dilden bir isim!

Eski esvaplarım, tutun elimden;

Aynalar, söyleyin bana, ben kimim?

 

Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa,

Arzı boynuzunda taşıyan öküz?

Belâ mimarının seçtiği arsa;

Hayattan muhacir; eşyadan öksüz?

 

Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim,

Minicik gövdeme yüklü Kafdağı,

Bir zerreciğim ki, Arş'a gebeyim,

Dev sancılarımın budur kaynağı!

 

Ne yalanlarda var, ne hakikatta,

Gözümü yumdukça gördüğüm nakış.

Boşuna gezmişim, yok tabiatta,

İçimdeki kadar iniş ve çıkış.

 

 

Gece bir hendeğe düşercesine,

Birden kucağına düştüm gerçeğin.

Sanki erdim çetin bilmecesine,

Hem geçmiş zamanın, hem geleceğin.

 

Açıl susam, açıl! Açıldı kapı;

Atlas sedirinde mâverâ dede.

Yandı sırça saray, ilahi yapı,

Binbir âvizeyle uçsuz maddede.

 

Atomlarda cümbüş, donanma, şenlik;

Ve çevre çevre nur, çevre çevre nur.

İçiçe mimari, içiçe benlik;

Bildim seni ey Rab, bilinmez meşhur!

 

Nizam köpürüyor, med vakti deniz;

Nizam köpürüyor, ta çenemde su.

Suda bir gizli yol, pırıltılı iz;

Suda ezel fikri, ebed duygusu.

 

Kaçır beni âhenk, al beni birlik;

Artık barınamam gölge varlıkta.

Ver cüceye, onun olsun şairlik,

Şimdi gözüm, büyük sanatkârlıkta.

 

Öteler, öteler, gâyemin malı;

Mesafe ekinim, zaman madenim.

Gökte saman yolu benim olmalı;

Dipsizlik gölünde, inciler benim.

 

Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!

Heybem hayat dolu, deste ve yumak.

Sen, bütün dalların birleştiği kök;

Biricik meselem, Sonsuza varmak...

 

Konuşulan konu SeV

 

Alıntı

SeV
Sevme kızım ben 'ASKERİM' ben toz toprak kokarım.
Elini uzatsan silah gibi tutarım,
benim gözlerime bakma sana düşman gibi bakarım,
ben uyku nedir bilmem geceleri nöbet tutarım,
gece gelme bana parola işaret sorarım,
ben disko dans bilmem yürüyüş kararı sayarım.
Çünkü ben KOMANDO'yum
Elbet biter sayılı günler...

Konuşulan konu "Ana, ağlama gayrı Tenime dokunuyor gözyaşların"

 

Alıntı

"Ana, ağlama gayrı Tenime dokunuyor gözyaşların"

Olurda bir gün çatışmada ölürsem

Arkamdan yas tutmayın

Bırakın toprağımda rahat yatayım

Elbisemi üstümden çıkarmayın

O benim gururumdur, ölünce kefenim olacak

Ana, ağlama gayrı

Tenime dokunuyor gözyaşların... Ürperiyorum...

Son uğurlayışın değil ki bu. Savaş yeni başlıyor daha.

Değişen sadece, sadece ardımdan okuduğun Ayete' el kursi yerine,
şimdi fatiha...

N'olur Ana yetişir....

Kapanma tabutumun üzerine bu ka­dar, kapanma Ana...

Yıldızları göremiyorum.

Konuşulan konu Çanakkale Şehitleri İçin...

 

Alıntı

Çanakkale Şehitleri İçin...

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhîdi...
Bedr'in aslanları ancak bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe," desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyyetler eder istiab.
"Bu taşındır," diyerek Kâbe'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ nâmiyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmiyle;
Ebr-i nisanı açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem,
Gündüzün fecr ile âvizeni lebrîz etsem;
Tüllenen mağribi akşamları sarsam yarana,
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana...
(Mehmed Âkif Ersoy)

Konuşulan konu ♥♥.¸¸.•*´•`*•.¸¸.♥♥мєνℓαиα♥ ♥.¸¸.•*´•`*•.¸¸♥♥.

 

Alıntı

♥♥.¸¸.•*´•`*•.¸¸.♥♥мєνℓαиα♥ ♥.¸¸.•*´•`*•.¸¸♥♥.

 

 


 

 

 

♥♥.¸¸.•*´•`*•.¸¸.♥♥мєνℓαиα♥ ♥.¸¸.•*´•`*•.¸¸♥♥.

 

♥♥.¸¸.•*´•`*•.¸¸.♥♥ mevlana ♥♥.¸¸.•*´•`*•.¸¸♥♥.

 

 

 
 

 Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...

Güneş olmak ve altın ışıklar halinde
Ummanlara ve çöllere saçılmak isterdim
Gece esen ve suçsuzların ahına karışan
Yüz rüzgarı olmak isterdim...

*****

Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol...

Image hosted by Photobucket.com

Bir adamın birçok hüner, fen, bilgi sahibi olduğuna bakma! Verdiği sözde duruyor mu? Vefâsı var
mı? Ası ona bak! Hakla ettiği sözleşmeyi yerine getiriyorsa, insanlara verdiği sözde duruyorsa,
vefâlıysa onu istediğin kadar öv! Onun iyi vasıflarını bir bir say! O, senin övgünden, saydığın
meziyetlerden daha üstün bir kişidir.

Şöhret âfettir; şöhret peşinde koşmak, iyi tanınmak için uğraşmak, insanlığa yakışmaz. Eğer sen
hakikati, aşk incisini arıyorsan, görünüşten kurtulman, deniz dalman, derinliklere inmen gerek!
Yoksa şöhret, gösteriş, deniz kıyısına düşen köpüktür.

*****

Kötü huy kılavuzun oldukça mutlu olacağım sanma! Sen sabaha kadar gaflet uykusundasın, ömürse
kısadır. Korkarım ki, sen bu uykudan uyanınca gündüz olur.

******

Image hosted by Photobucket.com

Haydi şu benlikten kurtul, herkesle anlaş, herkesle hoş geçin. Sen kendine kaldıkça, bir habbesin,
bir zerresin fakat herkesle birleştin, kaynaştın mı, bir ummansın, bir madensin! Bütün insanlarda
aynı ruh vardır, ama hepsinde de aynı yağ bulunmaktadır. Dünya da çeşitli diller, çeşitli lügatler var,
fakat hepsinin da anlamı birdir, çeşitli kaplara konan sular, kaplar birleşirler, bir su hâlinde
akarlar. Tevhidin ne demek olduğunu anlar da, birliğe erersen, gönülden sözü, mânâsız düşünceleri
söküp atarsan, can, mânâ gözü açık olanlara haberler gönderir, onlara gerçekleri söyler.
*****

Image hosted by Photobucket.com

Mânâların aşk burakı, aklımı da, gönlümü de aldı, götürdü.”Nereye götürdü?” diye den bana sor.
Aklımı da, gönlümü de senin bilmediğin o tarafa, ötelere götürdü. Ben öyle bir revâka, öyle bir
kemer altına ulaştım ki, orada ne ay gördüm, ne de gök. Öyle bir dünyaya eriştim ki, orada dünya
da, dünyalıktan çıkar, dünyalığını kaybeder.

*****


Pişman olmayı kendine âdet edinirsen boyuna pişman olur durursun! Nihayet bu pişmanlığa da daha
ziyade pişman olusursun! Ömrünün yarısı perişanlıkla geçer, öbür yarısı da pişmanlıkla heder olur
gider! Bu fikri, bu pişmanlığı terket de, daha iyi bir hâl, daha iyi bir dost ve daha iyi bir iş ara!

******


Sermâyesi kanaat olan kişinin; her yaptığı iş, tâ’at olur, ibâdet sayılır. Onun yemesi, içmesi,
uyuması, Hakk’ın emrini tutması, yerine getirmesi içindir. Sakın Hak’tan başkasını dost edinme!
Çünkü halkın dostu olmak, halkın gözüne girmek ömürsüzdür, ancak yarım saat sürer.

 ******

Image hosted by Photobucket.com

MEVLÂNÂ'NIN YEDİ ÖĞÜTÜ


Şefkat ve merhamette güneş gibi ol,

Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol..

Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,

Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol,

Hoşgörülükte deniz gibi ol,

Ya olduğun gibi görün...

Ya  göründüğün gibi ol...

 

 

Image hosted by Photobucket.com                       Image hosted by Photobucket.com

 

Konuşulan konu IRAK ÇOK MU IRAK?

 

Alıntı

IRAK ÇOK MU IRAK?
   

Konuşulan konu Şiirler

 

Alıntı

Şiirler

 

                                              Şiirler

 

Image Hosted by ImageShack.usYAGMUR 

Yagmur yagıyor... Mutfak camındayım... Nasıl üsüdügümü bilemezsin. Menekselerim çiçek vermiyor artık anne, söyledigin gibi hep dibinden su verdim ama... Simdi telefon açsam sana, sesini duymakta yetmiyor ki. Hep ayni cümleler. Babamlar nasıl?  ilacini aldın mı?  Nedenini bilmedigim bir aglamak var içimde. Bir yerlere sıgdıramıyorum yüregimi.  Bazen dalıp giderdin mutfakta yemek yaparken tahta kasıkla tencerenin basında öylece. Ne düsünürdün acaba?  Özlemek çok fena anne, anlamak seni daha da... Omuzlarım agrıyarak uyanıyorum sabahları. Benim kızımın omuzlarımı  ovmasına daha çok var. Gittikçe sanamı benziyorum ben? Ya da ' annenin kaderi kıza'  dedikleri  dogru mu?  'Baban eskitir herseyi kızım,' demistin bir kez. Anlamamısım meger, eskiyormus annecigim. Omzunu ovacak kalmıyormus meger aynı evin icinde. Simdi duysan bunları, ne üzülürsün mutsuz mu kızım diye, coktan vazgecmis bir sesle. Mutsuz degilim de anne, yagmura ve mutfagımdaki kedere care bulamıyorum. Evimi topluyor, toz alıyor, patlıcan kızartıyor, televizyon seyrediyor, aksam  calan kapıyı acıyorum. Actıgımı gören olmuyor. Pisirdigim yeniyor da, güzel olmus denmiyor. Cay demleniyor demleniyor, demleniyor. Kederim mutfagın her yerine yerlesiyor. Nasıl eskiyor hersey anne, nasıl eskiyor. Eskilerimi atmaya kıyamıyorum.

Seni cok özlüyorum.

FATİH 

 

 

 

 

 

 

                     
 
 
 

 

 

 

  

                                                                                              Image Hosted by ImageShack.us

AŞK İKLİMİ

Bugün cumartesi ve yanımda yoksun
Varsın sensizlikle günlerim dolsun
Önemsiz değilsin, lüzumsuz hiç değil
Aydınlık bir yaz vakti rükuya eğil

Elini tutsam, hayalin biter, yazık bu aşka
Bu aralar kavruluyor kalbim bir başka
Sen ayrı, ben gayrı olmuyor gülüm
Secdede Rabbe sığın, dur iki büklüm

Yersiz endişeler boğmasın seni
Vesveseler bin yıllık, sanma ki yeni
Toparlan evladısın Sultan Fatih'in
Allah adı aşkıdır bi'kes arifin

Yollar, ah yollar! sana uzanmaz
İnsan iman eder de nasıl utanmaz?
Ettiğim hep kendime, seni bağlamaz
Rahmete muhtaç gözler nasıl ağlamaz?

Sevdanın gülzarından, Hakka giderken
Upuzun ömür boyu sevgilim derken
Yare çiçekler derelim aşk ikliminde
Mutluluklara erelim aşk denkleminde

Tevafuk

                                             Image Hosted by ImageShack.us 

İSTANBUL

Işıkların zinetindir geceleri İstanbul
Gözlerimi alamam güzelim Boğaziçinden
Sokaklarında gezenleri zengin ve yoksul
İnsanın, "selam olsun" demek geçer içinden

Uzansam burdan göğe, dokunsam Bebeğe
Oradan Beşiktaş ve önce Yahya Efendiye
Hüdai, Eyüp Sultan ümittir geleceğe
Gezmek sokaklarını ne evla bir hediye 

                                                                       

 

 Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us

 

 

Image Hosted by ImageShack.usGünahsız Aşk                               Image Hosted by ImageShack.us

 

 

    Zamansız gözlerini ufka dikişin  varya

Beni benden edişin

Hesap vermeden

Sormadan Söylemeden sevişin

Buğulu gözlerinde

Bakışların beni bırakır gider ya

Sadece sen yokken kendime gelişim

Umulmadık bir yerinde hayatın

Ciğerlerini söküp atarcasına

Kalbindekileri haykıracakmış gibi

Karşımda duruşun

Ve bir kelime bile etmeden

Çekip gidişin Ve susuşun var ya...

Şakağıma dayanmış bir namlunun

Tetiğini çekmeyişin

Oluk oluk cana hayat veren kanı

Şahdamarda kesişin

Ve beni benden edişin

En yaşanacak zamanında yaşanmamışlıkların

Çekip gidişin

Ve aşktan ölürken dahi

Sevmiyorum deyişin

Ve günahsız gidişin

Beni günaha sokar ya...

 

 Image Hosted by ImageShack.us                                                                                                       Image Hosted by ImageShack.us 

 
 
 
DÖRT MEVSİM
 
Dört mevsimde
Dört dileğim var senden:
İlk baharda gökkuşağım
Yaz gününde yağmurum
Ol benim...
Son baharda fırtınam
Kış gününde kardelenim
Ol benim...
 
fatih 
 
 
SENİ İSTEMİYORUM AŞK
 
Çiğ düşmedi yüreğime
Kıran gelmedi hislerime
Seni istemiyorum hepsi bu
Lütfen huzuruma gölge düşürme
Herkesin bir aşkı varmış
Olsun varsın
Sen asla benimle olmayacaksın
Beynime nüfus edip
Geceleri uykularımı kaçırmayacaksın
Bırak gecem siyah
Gündüzüm beyaz kalsın
Her ağladığımda ıslatacağım
Bir omuz bulamazsın
Sırf ben istiyorum diye
Kimseyi masallardan çıkartamazsın
Dokunma ıslak yanaklarıma
Ağlamayı öğrendim ben
Kimsesiz tek başıma
Hadi git artık
Gece bitmeden
Gün vurmadan gözyaşlarıma
 
 
 

fatih

 
 
 
 
Seni sevdim ben
Kimsenin sevemiyeceği kadar çok ve hesapsız,
Ve seni sevdiğimi gösterdim herkese
Kimsenin yapamıyacağı bir cesaretle...

Ve yokluğun sevdiğim...
Yokluğunu hissediyorum gittiğinden beri...
Kimsenin arkasından kafamı bile çevirip bakmayan ben...
Yokluğunu hissediyorum...
Kimsenin yokluğunu hissetmediğim kadar!...
 
fatih

 

 Image Hosted by ImageShack.us 

 Uzaksın..
Belki bir tuzaksın bana
Elimi uzatıyorum
Dokunamıyorum
Baktığım her yerde görüyorum
Özlüyorum..!
Ah..hasret!
Bunu bir çeken bilir
Bunu bir yaşayan...

fatih

 

Image Hosted by ImageShack.us
 

Kaç gece,kaç gündüz?
Kaç saat daha...?
Burada ol yanımda,yanı başımda..
Yetmezmi bu ayrılık,bu hasret?
Ben sadece seni istiyorum,gör sende artık bunu farket.
Seni özlüyorum,kimseyi özlemedim ben böyle.
Çok zor dayanmak,
Korkuyorum gücümün kalmamasından
Korkuyorum aynı duyguları taşımamandan...
Ve biliyorum sen çoktan...

fatih

 

Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us

                                          

 

   Ask Duası      

                                               

  Rabbim

  Bir insan koy kalbime

  Ama o insan senin de sevdigin olsun

 

  Ve bana öyle bir insan sevdir ki

  O insanın kalbi Seninle sevisen bir mabed olsun.

  Beni öyle bir insanla bulustur ki benden önce

  Onunla bulusmus olan sen olasın

 

  Onunla el ele tutustugumuzda

  Ikimizin üzerinde Senin elin olsun

  Bana öyle gözler göster ki

  Ben o gözlerden sana bakayım

 

  Bana öyle bir sevgili ver ki

  O gözler cennete acılan iki pencere olsun

  Onunla oyle bir yolda yürüyelim ki

  Kılavuzumuz sen olasın ey Rabbim

 

  Öyle bir sevgili verki bana

  Ona sarıldıgımda kainat bize baksın

  Birbirine sarılsın

 

  Sevgimiz kurtla kuzuları barıstırsın

  Bize bakıp seytan Adem'e secde etsin

  Günah sevap ugruna kendini feda etsin

  Ölüler birer birer uyansın sevgimizle

 

  Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim!

  Sevgimizde Muhammed sevilsin

 

  Öyle sevelimki birbirimizi

  Hz. Hatice göklerden bize seslensin

  Ve desin ki;

  "Bak ya Muhammed bak su sevgililere onlar bizde... bizde onlardayız.

 

Bak Aşkımız birkez daha yaşanıyor yer yüzünde..

Allah Aşkımızı öyLe çok seviyorki binlerce insana yaşatıyor.

 

 

Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us

 

 

`•.¸¸.•´´¯`••._.• `•.¸¸.•´´¯`••._.•`•.¸¸.•´´¯`••._.• `•.¸¸.•´´¯`••._.•

                                           muhtarinkizi

 
 Allah,
er-Rahmân, er-Rahîm,

el-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm,
el-Mü'min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr,
el-Mütekebbir, el-Hâlık, el-Bâri', el-Musavvir, el-Gaffâr,
el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbıd,
el-Bâsıt, el-Hâfıd, er-Râfi, el-Muiz, el-Müzill, es-Semi', el-Basîr,
el-Hakem, el-Adl, el-Lâtîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Gafûr,
eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl,
el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mücîb, el-Vâsi', el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd,
el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy,
el-Hamîd,
el-Muhsî, el-Mübdî, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mümît, el-Hayy,
el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir,
el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâli,
el-Müteâlî, el-Berr, et-Tevvâb, el-Müntakim, el-Afüvv, er-Raûf,
Mâlikü'l-Mülk,
Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm, el-Muksit, el-Câmi',
el-Ganiyy, el-Muğni, el-Mâni', ed-Dârr, en-Nâfi', 
en-Nûr, el-Hâdi, el-Bedî', el-Bâkî,
el-Vâris, er-Reşîd,
es-Sabûr.
 Hosted by Putfile.com

   

Image Hosted by ImageShack.us 


muhtarinkizi

muhtarinkizi

 

Image Hosted by ImageShack.us 

SU ÇILGIN TÜRKLER KiTABINDAN ALINTI

Savasin en kanli gunlerinden biriydi.
Asker en iyi arkadasinin az ileride, kanlar icinde yere dustugunu gördü.
insanin basini bir saniye siperden cikaramayacagi gibi bir ates altindaydilar.


Asker tegmenine kostu hemen:
- Komutanim, bir kosu arkadasimi alip geleyim mi?

"Delirdin mi?" der gibi bakti tegmen...
- Gitmege degmez oglum, arkadasin delik desik olmus. Buyuk olasilikla ölmustur bile. Kendi hayatini da tehlikeye atma sakin!


Ama asker o kadar israr etti ki, tegmen izin vermek zorunda kaldi.

- Peki, dene bakalim!

Asker yogun ates altinda firladi siperden ve mucize eseri, arkadasinin yanina kadar gitti, yarali arkadasini sirtlandigi gibi tasidi. Birlikte siperin icine yuvarlandilar.


Tegmen kosup yaraliya bir goz atti ve nefes nefese bir kenara yikilmis askere döndu:
- Sana hayatini tehlikeye atmaya degmez, dememis miydim! Bu zaten ölmus...
- Degdi Komutanim, degdi! dedi asker.
- Nasil degdi, arkadasin zaten ölmus, görmuyor musun?
- Gene de degdi komutanim, cunku yanina vardigimda henuz yasiyordu...


Ve onun son sözlerini duymak, dunyalara bedeldi benim icin...
Ve, hickirarak, arkadasinin son sözlerini tekrarladi:
"Gelecegini biliyordum!"

GELECEGINI BILIYORDUM!

Kalbimizde "arkadaslik" denilen bir mucize var. Nasil oldugunu, nasil basladigini bilemezsiniz.
Ama bunun ozel bir armagan oldugunu, Allah'in bir lutfu oldugunu bilirsiniz.

Gercekten de arkadaslar nadide mucevherlerdir.
Yuzunuzu guldurup, basarmaniz icin cesaret verirler.
Sizi dinlerler ve kalplerini acmaya hazirdirlar.

Bugün arkadaslariniza, onlarla ne kadar ilgilendiginizi gösterin.
Bu yaziyi arkadas olarak gördügünüz herkese gönderin.
Size gönderen dahil...
    

Image Hosted by ImageShack.us

KraL oLsan Ne yazaR? GireCegin iki MeTRe MezaR..

 

Image Hosted by ImageShack.us 

benim kudretimin ulştıgı yerlere sizin hayelleriniz bile ulaşamaz FATİH SULTAN MEHMET

 

yağmur nurullah genç ve digerleri

 

Konuşulan konu Kutlu Doğum

 

Alıntı

Kutlu Doğum

 

 

 

 

 

Kutlu Doğum
     

Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili
Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.

Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.

O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.

İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.

Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?

Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.

O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler.(1)

Bîr Yahudi İleri geleni Mekke'de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
- "Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu.
- "Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.
Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
"Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin'in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.

Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular." haberini aldılar.

Ertesi gün Yahudiye vardılar:
"Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?" dediler.
Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?" dedi.
Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler. Yahudi, "Beni ona götürün" dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine'nin evine gittiler, içeri girdiler.
Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,

"Ne oldu sana, yazıklar olsun" dediler.

Yahudi, "Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.

"Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi.(2)

Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..

Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."

Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı.(3)

Aynı gece Hz. Âmine'nin yanında bulunan Osman ibn Âs'ın annesinin gördükleri de şöyle:

"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük."

Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:

"Hem Muhammed gelmesi oldu yakin
Çok alâmetler belürdi gelmedin"

Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.

Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.

Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)

Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.

Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.

Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.

Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.

Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.

Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah'ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)

İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.
Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.

Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.

Kaynaklar:
(1)İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:60.
(2)A.g.e, 1:162-163.
(3)Taberî Tarihi, 2:125; İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:102.
(4)A.g.e., 1:102.
(5)İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:102.
(6)Bediüzzaman, Mektûbat,s:161,162.

 

Mehmet Paksu, Mübarek Gün ve Geceler, Nesil Yayınları

Konuşulan konu En Sevgiliye..

 

Alıntı

En Sevgiliye..

 

 


 

 

En Sevgiliye..

 

 KIRMIZI

Image Hosted by ImageShack.us 


Sana sâlat ve selam
Efendimize
 
   
 
 
(izlemek lütfen yukardaki yaziya tiklayiniz) 
 
 
    picture<img

Namaz Koridoru: Sabır Koridoru

Dervişin ancak sabredeni muradına ermiş. Sabır, kardelen coşkusu yaşamakla eşdeğer. Aynalara bakıp güzelleşmeyi ummak gibi, biraz delice! Yalnız, veren O olduktan sonra, ölsek ne gâm. "Dönen alçak olsun" deyip söz vermişsek, sabır mihenk taşımızdır artık. Bütün heveslerimizi kırsa da ahvâlimiz, çamurun bile şekil aldığını, alıp da ahsen-i takvim sırrına mazhar olduğunu hatırlamak ümitlerimizin yağız atı oluyor.

İşte namaz, çile ve aşk koridorunda sabır taşı gibi elimizden tutan, tutup da arş-ı âlaya yükselten bir helezon oluveriyor

yakalayabilene!    

 img411/7384/besmele26kv3od.jpg

 

 

SENI kaybeden neyi bulur ?
SENI kazanan neyi kaybeder ?
 

 

Ya$amak ama Inadina...

 
Agitlar yakarim....Destanlar yazarim....Siirler Okurum...Türküler söylerim sevdigim yanliz senin icin...
 
Yasamaksa herkesin inadina yasamaktir benimkisi...
 
Allah A$ki ile yanip tutusan Gönlüm
 
Herseyden vazgectirir beni
 
...
 
Yasamaksa Inadina
 
Sevmekse Allah icin
 
Ya Sabretmek?
 
--->Büyüklüktür<---
 
 
Güleceksin  Inadina I$te Hayat Budur...
 
(Allah A$ki ile Yansin Yürekler)

 
 

 

veciz.gif  

Nasihat istersen ölüm yeter. Evet, ölümü düşünen, dünya
sevgisinden kurtulur ve ahiretine ciddî çalışır.”

“Dost istersen Allah yeter. Evet o dost ise, herşey dosttur.”

 

Düşman istersen nefis yeter. Evet kendini beğenen, belâyı bulur
zahmete düşer; kendini beğenmeyen, safayı bulur, rahmete gider.”

 

 

 

 

 

Zulmü alkislayamam, zalimi asla sevemem,
Gelenin keyfi için geçmise kalkip sövemem.
Biri ecdadima saldirdi mi hatta bogarim..
- Bogamazsin ki!
- Hiç olmazsa yanimdan kovarim.

Üç buçuk soysuzun ardinda zagarlik yapamam;
Hele hak namina haksizliga ölsem tapamam.
Yumusak basli isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum.

Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta cigerim,
Onu dindirmek için kamçi yerim, çifte yerim.
Adam aldirmada gec git, diyemem, aldiririm
Çignerim, çignenirim, hakki tutar kaldiririm.

MEHMET AKİF ERSOY


Seven O Sevdiren O Özleten O Hatırlatan O Özleyince dua ettiren O ,
Sevmek ne güzel,Kimbilir sevmeyi yaradan nasıl güzell..!!!

 

 
Kuran-ı Kerim (Rahman suresi 37. Ayet)
Bismillahirrahmanirrahim;
Gökyüzü yarıldığı zaman açılmış bir gül halini aldığında. Başka hangi şeyle Rabbinizi yalanlamaya kalkışırsınız ? ( Rahman suresi: 37)

.

  

 FİRDEVS-İ ALA

Mevla Bilir YA

 

Vefasiz dost icin yanma bukadar

Nankörlük beserin hamurunda var

Gördügün yarayi sen yinede sar

Kullar bilmesede Mevlâ bilir ya

 

Gönüller sarrafi neyler parayi 

Bilir ki sahtedir dünya sarayi

Yoksulun bagrinda binbir yarayi

Kullar sarmasada Mevlâ sarar ya

 

Senki bozmadikca niyetlerini

Uzatmaz kalbine seytan elini

Temiz anlindaki ter bedelini

Kullar vermesede Mevlâ verir ya

 

Öfkeye kapima sözü hos eyle

Kur-ân`da Allah`in buyurugu böyle

Amac ibadetse sakince söyle

Kullar duymasada Mevlâ duyar ya 

 

 

“Benim kalbim temiz” demek yeterli mi?

 

Günümüzde, “Benim kalbim temiz, zira ben insanları çok seviyorum, hep onlar için hayra koşuyorum.” diyen nice insan vardır. Halbuki temiz kalbin, öncelikle Allah’ı (cc) inkardan, tereddütten, şirkten arınmış olması gereklidir. İçinde küfrün kol gezdiği bir kalb ne kadar insanca davranışlar içinde de bulunsa temiz olamaz.

Aslında insânî değerlere saygılı olmak çok önemlidir. Ancak hem o değerleri gerçek yüzleriyle idrak etme hem de bu idrakin sürekliliği, insanın insanlığının esası olan îmâna bağlıdır. Îmân olmayınca bütün iyilikler, güzellikler, fazîletler ya yalan veya süreksizdir. Dolayısıyla da değersizdir. bu arada imanı amelsiz, ameli de imansız düşünmek istenilen faydayı vermeyecektir.

 

 

Sevgili....
Ben Veysel’im Kenan ilinde hasretini soluyan
Hırkana bürünürüm karanlıkta kaybolduğumda
Dört taraftan vururlar beni
Vururlarda söyletemezler sensizliği
Sümeyye gibi develer ayırır bedenimi
Hamza’yım Ey Sevgili,
Uhud’dayım tam önündeyim
Vahşinin mızrağı deler geçer yüreğimi
Gelde okşa ne olur oyulmuş kalbimi
Hint değil hasretin acıtır onu
 
Gittin ya Gül Yüzlü Sevgili
Kırıldım gittiğinden beri
Kırıldıkça yandı canım
Çarmıha gerilen benim bedenim,
 benim ellerim, benim ayaklarım
Harami sofralarda sergilenen benim başım,
Beni bir ağaca kıstırdılar
Kör bir testereyle biçildim
Ve Ağladım, kurudu gözpınarlarım
Ağladım, hasretine türkü yaktım
Ağladım, gel diye Ey Sevgili…
 
Ey Sevgili… Kırıldı mı dişin
Dikenler acıttı mı ayaklarını
Deve işkembeleri kirletti mi elbiselerini?
Medine yolların da yoruldun mu?
Tarif’te taşlar kanattı mı gül yanağını?
Kırıldı mı kalbin bize, kırgın mısın Ey Sevgili?
Şimdi bir şarkı düşer dilimize
Bir Aşk iner yüreğimize
Bir al tutar elimizden
Bir af fermanı gelir ötelerden
Bir sen gelirsin, Bir sen gelirsin
Biz bin seviniriz; Sevgilim MUHAMMED diye
Sevgilim MUHAMMED diye
Meleklerle yarış ederiz;
 Sevgilim MUHAMMED diye
picture 

 Nur ve Gül

Rengi değişti alemlerin tek bir gecede Cihana rahmet yağdı, gül yağdı hep nur yağdı, En güzel sancısıyla bir yetimin evinde Mekke'den çıkan nurla kainat aydınlandı, Gül ve nur yolunu kaybetmiş divaneleriz Ondört asırdır gül kokuna hasret çekeriz.. Suyun azizliği, gülün güzelliği senden Senden, rahmet oluşu yağmurun üstümüze, Narı var, nuru yok güneşin, ne varsa senden Asrın zulumatından çıkar bizi gündüze, Şimdi, ikliminde yanıp tutuşma zamanı Şimdi, Allah’ın boyasıyla boyanma anı.. Su hayatlığını kazandı pazartesinden Hazan ve hüzün bitti, gül ve nur devrindeyiz, Gül ki; kokmuş yüreklere amberdir teninden Nur ki; said olmuş, husrev olmuş izindeyiz! ”Nar nuru yakmaz”, nur narı da içine aldı Nur; ateşe su, senden bize nurlu gül kaldı.. Gül; candır, nur; canan, ikisi de sendendir Canisi olduk gülistanında güllerinin, Ayın ondördü yüzünün nişanesidir Mavileri solmuş olsa da umut şehirlerinin.. 'Zaman ihtiyarladıkça Kur'an gençleşiyor' Güllere can, nurlara nur katanlar geliyor.. Seyyidi olamadık biz nefislerimizin Hep ser sefil dolaştık dünya zindanlarında, Nuru yok, feri de kalmadı gözlerimizin Gül ve Nur arıyoruz saadet saraylarında, Pazarda şahımız köle diye satıldı Arştan ferşe çıkan elimizde niyaz kaldı..
 
 
 

 

 

 
img106/9408/hereyeramenyoladevam4wn.gif
 
 
     
Medeniyet dediğin açmaksa bedeni ,desene yamyam senden daha Medeni    
   M.AKİF ERSOY   
 
 

 

ATATÜRKÜN BALIKESİR HUTBESİ

BALIKESİR HUTBESİ
ATATÜRK'ÜN PAŞA CAMİİNDE YAPTIĞI KONUŞMA
7 ŞUBAT 1923

                Ey Millet, Allah birdir. Şanı büyüktür. Allahın esenliği, sevgisi ve iyiliği üzerinize olsun. Peygamberimiz efendimiz hazretleri, Cenabı Hak tarafından insanlara dini gerçkleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Temel kanunu, hepimizce bilinmektedir ki, yüce Kur'an'daki mânası açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz, son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor. Eğer akla, mantığa ve gerçeğe uymamış olsaydı, bununla diğer ilahi tabiat kanunarı arasında çelişki olması gerekirdi. Çünkü tüm evren kanunlarını yapan Cenabı Hak'tır.

                Arkadaşlar; Cenabı Peygamber çalışmasında iki yere, iki eve sahip bulunuyordu. Biri kendi evi, diğeri Allah'ın evi idi. Millet işlerini Allah'ın evinde yapardı. Hazreti Peygamber'in mübarek yolunda bulunduğumuz bu dakikada milletimize; milletimizin bugününe ve geleceğine ait hususları görüşmek maksadıyla bu kutsal yerde Allah'ın huzurunda bulunuyoruz. Beni buna eriştiren Balıkesir'in dindar ve kahraman insanlarıdır. Bundan dolayı çok memnunum. Bu fırsat ile büyük bir sevab kazanacağımı ümit ediyorum. Efendiler, camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmasının gerekli olduğunu düşünmek yani konuşup tartışmak, danışmak için yapılmıştır. Millet işlerinde her kişinin zihnini ayrı ayrı faaliyette bulunması zorunludur. İşte biz de burada din ve dünya için, geleceğimiz ve bağımsızlığımız için, özellikle egemenliğimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım. Ben yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşündüklerinizi anlamak istiyorum. Milli amaçlar, milli irade yalnız bir kişinin düşünmesinden değil, milletin bütün kişilerinin arzularının, emellerinin sonuçlarından ibarettir. Bundan dolayı benden ne öğrenmek, ne sormak istiyorsanız serbestçe sormanızı rica ederim.

                Hutbeler hakkında sorulan sorudan anlıyorum ki, bugünkü hutbelerin şekli, milletimizin duygusal fikirleri ve lisanı ile medeni ihtiyaçlarıyla uygun görülmektedir. Efendiler, hutbe demek topluma hitabetmek, yani söz söylemek demektir. Hutbenin manası budur.

                Hutbe denildiği zaman bundan birtakım kavram ve manalar çıkarılmamalıdır. Hutbeyi söyleyen hatiptir. Yani söz söyleyen demektir. Biliyoruz ki, Hazreti Peygamber'in hayatta olduğu mutlu dönemlerde hutbeyi kendisi söylerdi. Gerek Peygamber Efendimiz ve gerek, dört halifenin hutbelerini okuyacak olursanız görürsünüz ki, gerek Peygamberin, gerek dört halifenin söylediği şeyler o günün sorunlarıdır, o günün askeri, idâri, mâli ve siyasi, sosyal konularıdır. İslam toplumunun çoğalması ve İslam ülkeleri gerilemeye başlayınca, Cenabı Peygamber'in ve dört halifenin hutbeyi her yerde bizzat kendilerinin söylemelerine imkân kalmadığından halka söylemek istedikleri şeyleri bildirmeye birtakım kişileri memur etmişlerdir. Bunlar herhalde en büyük ve ileri gelen kişiler idi. Onlar camilerde ve meydanlarda ortaya çıkar, halkı aydınlatmak ve doğru yolu göstermek için bir şart lâzımdı. O da milletin lideri olan kişinin halka doğruyu söylemesi, halkı dinlemesi ve halkı aldatmaması! Halkı genel durumdan haberdar etmek son derece önemlidir. Çünkü, her şey açık söylendiği zaman halkın beyni faaliyet halinde bulunacak iyi şeyleri yapacak ve milletin zararına olan şeyleri reddederek şunun veya bunun arkasından gitmeyecektir. Ancak millete ait olan işleri milletten gizli yaptılar. Hutbelerin halkın anlayamayacağı bir lisanda olması ve onların da bugünün gereklerine ve ihtiyaçlarımıza temas etmemesi, Halife ve Padişah sıfatını taşıyan despotların arkasından köle gibi gitmeye mecbur etmek içindi. Hutbeden amaç halkın aydınlatılması ve ona yol gösterilmesidir, başka şey değildir. Yüz, ikiyüz, hatta bin yıl önceki hutbeleri okumak, insanları cahillik ve çağın gerisinde bırakmak demektir. Hatiplerin normal olarak halkın günlük kullandığı dil ile konuşmaları gereklidir. Geçen yıl Millet Meclisi'nde söylediğim bir nutukta demiştim ki "Minberler halkın akılları, vicdanları için bir ilim irfan kaynağı, ışık kaynağı olmuştur." Böyle olabilmek için minberlerde söylenecek sözlerin bilinmesi ve anlaşılması, ilim ve fen gerçeklerine uygun olması lazımdır. Hutbeyi verenlerin siyasi olayları, sosyal ve medeni olayları hergün izlemeleri zorunludur. Bunlar bilinmediği takdirde halka yanlış aşılamalar yapılmış olur. Bu nedenle, hutbeler tamamen Türkçe ve günün gereklerine uygun olmalıdır. Ve olacaktır.

Konuşulan konu Veda .........

 

Alıntı

Veda .........

 

 

Veda .........

 

 

 

     

Konuşulan konu Kur'an-ı Kerim

 

Alıntı

Kur'an-ı Kerim

 


 

 

 

                   KUR'AN-I KERİM...

Okuyan:Abdurrahman Al Sudais
 
6.En'am 7.A'raf 8.Enfal 9.Tevbe 10.Yunus
11.Hud 12.Yusuf 13.Ra'd 14.İbrahim 15.Hicr
16.Nahl 17.İsra 18.Kehf 19.Meryem 20.Taha
21.Enbiya 22.Hac 23.Mü'minun  24.Nur 25.Furkan
26.Şuara 27.Neml 28.Kasas 29.Ankebut 30.Rum
31.Lokman 32.Secde 33.Ahzab 34.Sebe 35.Fatır
36.Yasin 37.Saffat 38.Sad 39.Zümer 40.Mümin
41.Fussilet 42.Şura 43.Zuhruf 44.Duhan 45.Casiye
46.Ahkaf 47.Muhammed 48.Fetih 49.Hucurat 50.Kaf
51.Zariyat 52.Tur 53.Necm 54.Kamer 55.Rahman
56.Vakia 57.Hadid 58.Mücadele 59.Haşr 60.Mümtehine
66.Tahrim 67.Mülk 68.Kalem 69.Hakka 70.Mearic
71.Nuh 72.Cin 73.Müzzemmil 74.Müddessir 75.Kıyamet
86.Tarık87.A'la 88.Ğaşiye 89.Fecr 90.Beled
91.Şems 92.Leyl 93.Duha 94.İnşirah 95.Tin
96.Alak 97.Kadir 98.Beyyine 99.Zelzele-Zilzal 100.Adiyat
101.Kaari'a 102.Tekasür 103.Asr 104.Hümeze 105.Fil
106.Kureyş 107.Ma'un 108.Kevser 109.Kafirun 110.Nasr
111.Tebbet 112.İhlas 113.Felak 114.Nas    
 

 
 

Konuşulan konu 40 Hadis

 

Alıntı

40 Hadis

 

 

 

 

40 Hadis

 

 1

اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ  قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ         

(Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.

Müslim, İmân, 95.

 2

اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ

İslâm, güzel ahlâktır. 

Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.

 3

مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ

İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.

Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.

 4

يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا

Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6.

 5

إنَّ مِمَّا أدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ:

إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ

İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.

Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6.

 6

اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ

Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.

Tirmizî, İlm, 14.

 7

لاَ يُلْدَغُ  اْلمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ مَرَّتَيْنِ

Mümin, bir  delikten iki defa sokulmaz.(Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)

Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.

 8

اِتَّقِ اللَّهَ حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا

وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ

Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.

Tirmizî, Birr, 55.

 9

إنَّ اللَّهَ تَعَالى يُحِبُّ إذَا عَمِلَ أحَدُكُمْ عَمَلاً أنْ يُتْقِنَهُ

Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi  sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.

Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, fiu’abü’l-Îmân, 4/334.

 10

اَلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّاللَّهُ وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيـمَانِ

İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.

Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.

 11

مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أضْعَفُ اْلإِيـمَانِ

Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.

 Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.

 12

عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ

بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.

Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12.

 13

لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ

Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.

İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31.

 14

لاَ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ

Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.

Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.

 15

اَلْمُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır.  Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n  kusurunu) örter.

Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.

 

 16

لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا

İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.

Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56.

 17

اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ

Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.

Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.

 18

لاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا

وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يَهْجُرَ أخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثِةِ اَيَّامٍ

Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.

Buhârî, Edeb, 57, 58.

 19

إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ وَ إنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَ إنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ وَ إنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ وَ إنَّ الرَّجُلَ لَيَـكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا

Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.             

Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.

 20

لاَ تُمَارِ أخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ

(Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.

Tirmizî, Birr, 58.

 21

تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ وَأمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ

(Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.

Tirmizî, Birr, 36.

 22

إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأمْوَالِكُمْ وَلـكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأعْمَالِكُمْ

Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.

Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9;

Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.

 23

رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ

Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır.

Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.

Tirmizî, Birr, 3.

 24

ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ:

دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ، وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ ، وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ

Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir:

Mazlumun duası, misafirin duası ve babanın evladına duası.

İbn Mâce, Dua, 11.

 25

مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ

Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir

hediye veremez.

Tirmizî, Birr, 33.

 26

  خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ

Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.

Tirmizî, Radâ’, 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50.

 27

لَيْس مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا

Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı

göstermeyen bizden değildir.

Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.

 28

كَافِلُ الْيَتِيمِ لَهُ أوْ لِغَيْرِهِ أنَا وَ هُوَ كَهَاتَيْنِ فيِ الْجَنَّةِ وَأشَارَ بِالسَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى

Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur.

Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.

 29

اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ  الْمُوبِقَاتِ قَالُوا يَا رَسُولَ للهِ وَمَا هُنَّ قَالَ: اَلشِّرْكُ بِاللَّهِ وَالسِّحْرُ وَ قَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إلاَّ بِالْحَقِّ وَأكْلُ الرِّبَا وَأكْلُ مَالِ اْليَتِيمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ

(İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu.

Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144.

 30

مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أوْ لِيَصْمُتْ

Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.

Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.

 31

مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ

Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki;

ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.

Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141.

 32

اَلسَّاعِي عَلَى الأرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

أوِ الْقَائِمِ اللَّيْلَ الصَّائِمِ النَّهَارَ

Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden

veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle

geçiren kimse gibidir.

Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41;

Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78.

 33

كُلُّ ابْنِ آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ

Her insan hata eder.

Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.

Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30.

 34

عَجَبًا لأمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْس ذَاكَ لأحَدٍ  إِلاَّ لِلْمُؤْمِنِ: إِنْ أصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَـكَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ وَإِنْ أصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ

Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir  darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.

                  Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61.

 35

مَنْ غَشَّـنَا فَلَيْس مِنَّا

Bizi aldatan bizden değildir.

Müslim, Îmân, 164.

 36

لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ

Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe) 

cennete giremezler.

Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.

 37

أعْطُوا الأجِيرَ أجْرَهُ قَبْلَ أنْ يَجِفَّ  عَرَقُهُ

İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.

İbn Mâce, Ruhûn, 4.

 38

مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا أوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَـأكُلُ مِنْهُ

طَيْرٌ أوْ إِنْسَانٌ أوْ بَهِيمَةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ

Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.

Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.

 39

إِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ

 وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ ألاَ وَهِيَ الْقَلْبُ

İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.

Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.

 40

اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا خَمْسَـكُمْ وَصُومُوا شَهْرَكُمْ وَأدُّوا زَكَاةَ أمْوَالِكُمْ وَأطِيعُوا ذَاأمْرِكُمْ تَدْخُلُوا جَنَّةَ رَبِّـكُمْ

Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.

Tirmizî, Cum’a,

Konuşulan konu DÜŞÜNMEK VE YAŞAMAK

 

Alıntı

DÜŞÜNMEK VE YAŞAMAK

 

Düşündüğünüz gibi yaşayamazsanız,yaşadığınız gibi düşünmeye başlarsınız!.
Söylediklerinize dikkat edin,düşüncelerinize dönüşür..
Düşüncelerinize dikkat edin,
Duygularınıza dönüşür..
Duygularınıza dikkat edin,
Davranışlarınıza dönüşür..
Davranışlarınıza dikkat edin,
Alışkanlıklarınıza dönüşür..
Alışkanlıklarınıza dikkat edin,
Değerlerinize dönüşür..
Değerlerinize dikkat edin,
Karakterinize dönüşür.
Karakterinize dikkat edin,
Düşündüğünüz gibi yaşayamazsanız,yaşadığınız gibi düşünmeye başlarsınız!.

Konuşulan konu GERÇEK AŞK

 

Alıntı

GERÇEK AŞK
GERÇEK AŞK

sueldem spaces 

Bir kız ve bir delikanlı bir motorsikletin üzerinde 180 km
hızla gidiyorlar ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyor;
Kız: Lütfen yavaşla, ben korkuyorum.
Delikanlı: Hayır bak, ne kadar eğlenceli.
Kız: Lütfen, lütfen çok korkuyorum.
Delikanlı: Peki, beni sevdiğini söyle.
Kız: Seni çok seviyorum, lütfen yavaşla
Delikanlı: Şimdi bana sıkıca sarıl.
Kız delikanlıya sıkıca sarılır...
Delikanlı: Miğferi(şapkamı) alıp kendine takarmısın?
Başımı çok sıktı
 
Ertesi gün gazetelerde şöyle bir haber çıkar:
Üzerindeki 2 kişiden sadece biri kurtuldu;
 
 
 
Gerçek ise;
Yolun yarısında delikanlı frenlerin bozulduğunu anlamış
ama bunu kıza belli etmek istememiş. Bunun yerine
kızdan kendisini sevdiğini söylemesini ve kendisine son
defa sarılmasını istemişti.Sonrada kendi ölümü
pahasına kızın başlığı takmasını ve hayatta kalmasını
sağlamıştı...
 
 
                                  İşte gerçek aşkın anlamıda buydu...

sueldem

Konuşulan konu çiçekle suyun hikayesi

 

Alıntı

çiçekle suyun hikayesi

                                           ÇİÇEKLE SUYUN HİKAYESİ


Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar.

İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder
birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için.

Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan
içi içine sığmaz artık ve anlar ki, su'ya aşık olmuştur.

İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar,
"Sırf senin hatırın için ey su" diye...

Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı
birşeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki,
çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.

Günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba
"Su beni seviyor mu?" diye düşünmeye başlar.

Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle... Halbuki çiçek,
alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.

Çiçek, suya "Seni seviyorum der. Su, "Ben de seni
seviyorum" der. Aradan zaman geçer ve çiçek
yine "Seni seviyorum" der.
Su, yine "Ben de" der.
Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler...

Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz
etrafa ve son kez suya "Seni seviyorum." der.

Su da ona "Söyledim ya ben de seni seviyorum." der
ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek
artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin.
Yataklardadır artık çiçek. Su da başında bekler
çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine...

Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla
başını döndürerek çiçek, suya der ki; "Seni ben,
gerçekten seviyorum." Çok hüzünlenir su bu durum
karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır
nedir sorun diye...Doktor gelir ve muayene eder
çiçeği. Sonra şöyle der doktor: "Hastanın durumu
ümitsiz artık elimizden birşey gelmez."

Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık
nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir
bakar suya ve der ki: "Çiçeğin bir hastalığı yok dostum...
Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için" der.

Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece
"Seni seviyorum" demek yetmemektedir
...

Konuşulan konu hercai

 

Alıntı

hercai

                                    HERCAİ

Çok uzun yıllar önce iki kır çiçeği birbirlerine aşık olurlar. Her bahar diğer çiçekler gibi onlarda açıp güneşe merhaba derler. Fakat bir bahar başlangıcı bu çiçeklerden biri diğerine, biz diğer çiçekler gibi bu bahar açmayalım kışın ortasında herkesin soğuktan kaçtığı karlı günlerde açalım ki bütün doğa bize ait olsun der. Ve ikisi de o bahar açmamaya karar verirler.

Biri açmak için kışın gelmesini ve karın  yağmasını beklerken, diğeri o yaz açar. O gün bugündür karda açan ve sevgilisini bekleyen çiçeğe Kardelen, sevgilisini yarı yolda bırakan çiçeğe de Hercai denilir..

                İşte bu yüzden hayırsız sevgiliye Hercai denilir....

Can Dündar

Konuşulan konu dalmak

 

Alıntı

dalmak
           
 
 
                        Bazen dalarsın tekbir noktaya ... Bakakalırsınsın anlamsızca zannederlerken ... Oysa kimse bilmez , daldığın yerde
 
           gözlerinin seyrine kaldığı hasret filmlerini ... şerit şerit geçer önünden ... Odaklanıp izlersin gecip gidişini ... Her karesinde
 
           bir başka anlam serper yüreğinin çatlaklarına ... Susarsın öylece... Konuşamadığın ; o kısacık an sandıkları , aslında
 
           senin için uzun bir hikaye olan dalışlardan irkilerek uyanırsın ... ya da uyandırılırsın... Herkez sorar , nereye daldın
 
           şu iki dakikada diye... Bilmezler asla .... Senin uyanman , karanlığa dönmendir aslında.........